maltepe escort izmir escort izmir escort bursa escort izmir escort bayanlar antalya escort izmir escort istanbul escort maltepe escort antalya escort kartal escort alanya escort escort sirinevler escort escort bayan istanbul escort bayan

izmir escort bursa escort kızlar bursa escort bayan denizli escort gaziantep escort istanbul escort istanbul escort bayan maltepe escort

kartal escort pendik escort kadikoy escort istanbul escort
Advert
Advert

porno porno porno

Öncelik çevre eğitimi ve bilinçlenme olmalı

​“Eğitim şart!” sloganında olduğu gibi TÜRÇEV (Türkiye Çevre Eğitim Vakfı)’de “Önce toplumun her kesimi için çevre eğitimi ve bilinçlenme, sonra gerisi kendiliğinden gelir!” diyor.

Öncelik çevre eğitimi ve bilinçlenme olmalı
Öncelik çevre eğitimi ve bilinçlenme olmalı Editör
Advert

“Eğitim şart!” sloganında olduğu gibi TÜRÇEV (Türkiye Çevre Eğitim Vakfı)’de “Önce toplumun her kesimi için çevre eğitimi ve bilinçlenme, sonra gerisi kendiliğinden gelir!” diyor. “Çevre bilincindeki artışa dair tespitlerimiz, sanayi ve kentleşmenin hızla artması konusunda bir paradoks gibi görünüyor. Ancak karar vericilerin büyüme ve ekonomik gelişme konusundaki hedefleri sanayi ve kentleşmeyi de beraberinde getiriyor” diyen TÜRÇEV’den Mavi Bayrak Programı Ulusal Koordinatörü Almıla Kından Cebbari sorularımızı yanıtladı.

 

Türkiye’nin çevre konusundaki duyarlılığını TÜRÇEV olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de çevre duyarlılığının aslında çevre sorunlarının artışı ve doğrudan günlük yaşamımızı etkilemeye başlaması nedeniyle önceki yıllara oranla her geçen gün arttığını söyleyebiliriz. Türkiye’de yaşayan tüm insanlardaki çevre bilincini ölçmeden ne durumda olduğunu söyleyemeyiz. Biz sadece kendi çalışma alanlarımız içerisinde ilişkili olduğumuz kurumlar ve bize halktan gelen şikayet ve görüşler ölçüsünde bu değerlendirmeyi yapıyoruz. Ancak geniş çaplı bir kamuoyu araştırması asıl durumumuzu ortaya koyacak olan bilimsel veri olacaktır.

Çevre bilincindeki artışa dair tespitlerimiz, sanayi ve kentleşmenin hızla artması konusunda bir paradoks gibi görünüyor. Ancak karar vericilerin büyüme ve ekonomik gelişme konusundaki hedefleri sanayi ve kentleşmeyi de beraberinde getiriyor.

Çevre hakkı bir insan hakkıyken sizce, çevre konusunda getirilen yasal düzenlemeler ne derece yeterlidir?

Avrupa Birliği müzakerelerinde çevre faslının açılması ile birlikte bu alanda hızla gelişmeler oldu ve gelişmeler de devam ediyor. Çevre yasaları bazında aslında birçok konu başlığında yönetmeliklerin uyumlaştırılması gerçekleştirildi ancak halen daha bekleyen konular ve iyileştirmeler var. Çevre konusu, bizimle birlikte yaşayan, değişkenlik arz eden ve her daim yeni başlıkların açıldığı bir alan olduğundan bu konuda mutlaka atılması gereken birçok adım bulunuyor.

İnsan nüfusunun artmasıyla birlikte ki hızla artmaya da devam ediyor bu da hem doğal yaşamı, hem de dünyamızın ekolojik düzenini sürdürülebilir olmama konusunda derinden etkiliyor. Sizce ivedilikle almamız gereken önlemler nelerdir?

İvedilikle alınması gereken önlemler aslında Birleşmiş Milletler’in ortaya koyduğu ve 2030 yılına kadar hayata geçirilmiş olması gereken Sürdürülebilir Kalkınma için 17 Hedef’te çok açık bir şekilde ifade ediliyor. Bu 17 hedefe ulaşarak ancak yaşamımızın sürdürülebilirliğini sağlayabileceğimiz çalışmalarla ortaya konulmuş. Bana göre bu maddeleri önce kavrayıp sonra yapılan her faaliyeti bu bakış açılarına göre kurgulamak ve planları bu bağlamda gerçekleştirmeyi hedeflemek gerekiyor. Dünya Liderleri önümüzdeki 15 yıl içinde 3 önemli işi başarmak için 17 Küresel Hedef üzerinde uzlaştı. Bu 3 önemli iş; aşırı yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele ve iklim değişikliğini düzeltme. Sürdürülebilir bir yaşam için öncelikli olarak bu konularda çalışmak gerektiği uluslararası uzmanlar tarafında ifade ediliyor ve bunlar bizim ülkemiz için de anlamlı hedefler olarak görünüyor. www.kureselhedefler.org sayfasında 17 hedefin detayları bulunabilir.

Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de mavi bayraklı marina ve plajlarımızın sayısını yeterli buluyor musunuz? Diğer taraftan bu hususta denizcilik sektörünün üstlenmesi gereken görevlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

8333 kilometre ile ifade edilen oldukça uzun kıyı bandımızın üzerinde Sağlık Bakanlığı tarafından yüzme amaçlı kullanılan alanlar bin 300 civarında bir sayıda. Civarında olmasının sebebi plaj vasfını yitiren alanların olması veya yeni alanların kullanıma açılması nedeniyle her yıl sayının değişkenlik göstermesi. Bu sayı içerisinde 454 ödüllü plaj yer alıyor ve oran olarak %40 civarında. Yani tabii ki artmasında yarar olan bir sayı. Marinalar anlamında da yaklaşık 40 civarında olan belgeli marinanın 22 tanesi Mavi Bayrak ödülüne sahip. Bu sayının da artması dileğimiz. Denizcilik sektörünün üstlenmesi gereken görevler öncelikle sektör çalışanlarının bilgilendirilmesi ve çevre bilincinin sektörde oluşturulması, çünkü deniz kaynağını en çok kullanan onlar. Bu şekilde çalışanlar hem kendi operasyonlarında faaliyetlerini kontrol altında tutabilirler hem de müşterilerini de aynı şekilde bilinçli davranışlara yönlendirebilirler. Zaten Mavi Bayrak Ödülü’nün özünde ödül yolu ile toplumun bilinçlendirilmesi vardır.

Sizce, Türk denizcilik sektörü tersanesinden limanına, marinasından deniz taşımacılığına kadar her noktada denizlerimize ve doğaya yarattığı tahribat ne düzeydedir?

Bunu en doğru söyleyecek olan sanırım bilimsel verilerdir. Kıyılarımızdaki Mavi Bayrak sayısı bir miktar bu düzeyi göstermektedir. Ancak fiziksel ve kimyasal kirliliklerin düzeyini veya ekolojik kalitenin ne seviyede olduğunu söylemek için kıyı alanlarını bölgelere göre ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Türkiye kıyılarının her tarafında aynı düzeyde olduğunu söyleyemeyiz. Mavi Bayraklı alanlar bu anlamda bir gösterge olarak kullanılabilir.

Son olarak bize TÜRÇEV’in yürüttüğü projelerden kısaca bahsedebilir misiniz?

TÜRÇEV, 1993 yılında Turizm Bakanlığı önderliğinde öncelikli olarak Mavi Bayrak Ödül Programı’nı ülkemize getirmek amacıyla kurulmuş bir vakıftır. Ödül sisteminin ancak bir sivil toplum kuruluşu tarafından yürütülmesi zorunluluğu kapsamında o dönemin önde gelenleri tarafından yenilikçi bir vizyonla kuruldu. Kuruluşunu takiben o dönemki adıyla Avrupa Çevre Eğitim Vakfı, bugünkü adıyla Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı’na üye oldu ve bu kapsamda çevre eğitim faaliyetleri ile uluslararası çevre ödül programlarının ülkemizde hayata geçmesini sağladı. Bugün Mavi Bayrak Programı’nın yanında bir diğer eko-etiket olan Yeşil Anahtar, ilk ve orta öğretim kurumlarında uygulanan Eko-Okullar ve Okullarda Orman Programları ile liselerde yürüyen Çevrenin Genç Sözcüleri Programı gibi hepsi uluslararası programların ülkemizde yürütmekten sorumlu tek kuruluş olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Vakfımızın merkezi Ankara’da. Antalya, Bodrum ve İzmir’de de şubeleri bulunuyor. www.turcev.org.tr , www.mavibayrak.org.tr  ve www.ekookullar.org.tr sayfalarında çok detaylı bilgilere ulaşılabilir.

 

Röportaj: Derya Altuntepe

Kaynak: 7DENİZ DERGİSİ MART-NİSAN SAYISI

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
atasehir escort
istanbul trabzon evden eve nakliyat