maltepe escort izmir escort izmir escort bursa escort izmir escort bayanlar antalya escort izmir escort istanbul escort maltepe escort antalya escort kartal escort alanya escort escort sirinevler escort escort bayan istanbul escort bayan

izmir escort bursa escort kızlar bursa escort bayan denizli escort gaziantep escort istanbul escort istanbul escort bayan maltepe escort

Advert
Advert

porno porno porno

Şadan Kaptanoğlu: Denizler hepimizin diyene kadar denizcilik erkek işiydi

Türk denizcilik sektörünün kadın yöneticilerini ağırladık. Hepsiyle “deniz ve kadın” birlikteliğini masaya yatırdık. Her birinin sektöre attığı adımdan bugüne değin süren serüvenlerini konuştuk. Bunla da yetinmedik elbette! Geleceğe yönelik planlarından tutun da sektörümüzde doğru ya da yanlış ne varsa hepsini bir bir ele aldık.

Şadan Kaptanoğlu: Denizler hepimizin diyene kadar denizcilik erkek işiydi
Şadan Kaptanoğlu: Denizler hepimizin diyene kadar denizcilik erkek işiydi
Advert

Kaptanoğlu Denizcilik Yönetim Kurulu Üyesi BIMCO Gelecek Dönem Başkanı Şadan Kaptanoğlu, aldığı felsefe eğitiminin kendisine çok şey kattığını ve farklı pencerelerden bakmasını sağladığını söyleyerek, “felsefe eğitimi aldım. Bu benim kendime yaptığım bir yatırımdı. Çünkü felsefe bana mantıklı analiz yeteneğimi geliştirme ve her konuya farklı açılardan bakma becerisi kazandırdı. Felsefe eğitimimden sonra denizin çağrısını daha fazla duymaya başladım” ifadesini kullandı.

Şadan Kaptanoğlu’nun 7deniz’e verdiği söyleşi şu şekilde:

Serüvene Eşref Cerrahoğlu vesile oluyor

BIMCO, dünyada ve ülkemizde denizcilik camiası için çok önemli, lider bir kuruluş. Dünya ticaretinin yüzde 90’ını temsil eden denizcilik sektörünün en üst çatı kuruluşu olan BIMCO, 112 yıldır dünya armatörlerine öncülük ediyor, sektörün gelişimine yön veriyor. Benim BIMCO ile tanışmam çok erken, Eşref Cerrahoğlu zamanında oldu ve onun adımlarını takip ettim. O zamanlar kendisi Başkan Yardımcısıydı. Eşref Ağabey BIMCO’da çalışmaya başlamasıyla birlikte beni, Dokümantasyon Komitesi’ne aldı. Böylece ben de BIMCO bünyesinde kendime yer bulmaya başladım. Uzun süre o bölümde kaldım. BIMCO’da şöyle bir kural var, uzun çalışma sonrası ara vermek durumundasınız. Hem siz yenilenin, hem sizin yerinize bir başkası gelsin isteniyor. Ben de 10 sene kadar ara verdikten sonra BIMCO’ya bu kez hem Yönetim Kurulu Üyeliği hem de Executive Komite Üyeliği için davet edildim. Bu benim için çok büyük bir onurdu.

Oradaki sistem şöyle Yönetim Kurulu Başkanı, Geçmiş Başkan, Gelecek Başkan ve Genel Sekreter uluslararası organlara soruyor. Örneğin; armatörler birliklerine soruyorlar, “Bize kimi önerirsin” diye. Aslında kendilerinin takip ettikleri insanlar da oluyor. Örneğin ben kendilerinin takip ettikleri armatörlerden biriymişim… Bu şekilde Yönetim Kurulu oluşturuluyor. Bunun içerisinden de Executive Komite oluşuyor. Merkezi Kopenhag’da bulunan BIMCO’ya denize kıyınız yoksa bile denizcilik firmalarınız olduğu sürece üye olabiliyorsunuz. Bu dev yapı, bütün dünya denizcilik filosunun %65’inden fazlasını kapsıyor.

6 sene boyunca dünya armatörlerini o temsil edecek

6 Haziran 2017’de Roma’da yapılan Genel Kurul’da Anatassios Papagianopoulus yeni Başkan, ben de Gelecek Dönem Başkanı seçildim. Bu tarihten itibaren BIMCO’da Gelecek Başkan, sonra Yönetim Kurulu Başkanı, son olarak da Geçmiş Dönem Başkanı olarak 6 sene boyunca dünya armatörlerini temsil ediyor olacağım. Yüz yıllık bu dev organizasyonun ilk kadın ve ilk Türk başkanı olmak son derece gurur ve heyecan verici. Yeni Başkan Papagianopoulus’un Genel Kurul’da, benim Gelecek Dönem Başkanı seçilmemin sektördeki diğer kadınlara ilham kaynağı olacağını söylemesi ve bu süreçte BIMCO’nun uluslararası çalışmalarında milletler, cinsiyetler ve inançlar arasındaki işbirliğinin daha da güçleneceğini dile getirmesi beni ayrıca çok mutlu etti.

Denizler hepimizin diyene kadar denizcilik erkek işiydi

Deniz mücadele demektir, üstelik kadınsanız bu iki kat mücadele anlamına gelir. Bu sektörün tarihine baktığımızda, “Bir kadın gemiye mutlaka kötü şans getirir” inancı yaygındı. Kadın gemiye çıktı mı, mutlaka o gemi batar, başına çok kötü şeyler gelirdi. Bir hurafe olsa da romanlar, şiirler, şarkılar yapıldı bunun üzerine! ‘Denizci erkeklerin kadın korkusu’, diyorum ben buna. Üstelik örneğin İngilizlerin dilinde gemilerden (ki güçlü denizcilikleri sayesinde dünyanın neredeyse üçte ikisini sömürgeleri altına aldılar) “She” kadın olarak bahsedilir, gemilere hep kadın adları verilirdi. Bizim ülkemizde ise durum biraz daha farklı tabii. Burada denizcilik erkek işiydi ve erkekler egemendi. Ta ki, denizler hepimizin diyene kadar…

Kadınların denizde çalışmasının “normal” karşılanmaya başladığı günümüze gelinceye kadar gösterdikleri inanç ve gayret nedeniyle denizci kadınları alkışlıyorum. Kadının gemide olmasının uğursuzluk getireceğine inanıldığı günlerden bugüne uzanan süreç, fırtınalı ve çok zorlu bir süreçti ve uzun yıllar sürdü. Halen dünya gemilerinde çalışanların sadece %2’sini kadınların oluşturduğunun, bunların içinde batılı ülkelerin vatandaşlarının daha yoğun bulunduğunun ve kadınların genelde yolcu gemilerinde idari hizmetlerde görev aldığının altını çizmem gerekiyor. 

Eğer bu toplumun yarısını kadınlar oluşturuyorsa ve iş pozisyonunda kadın ve erkek eşit seviyedeyse ben bu sektörü tercih eden, denizi seven kadınlara her zaman pozitif ayrımcılık yapmayı tercih ediyorum. Ben, denizci kadınların ne kadar duyarlı olduklarını çok iyi biliyorum. Burada önemli olan bizim direnmemiz ve birbirimize destek olmamız.

Denizci bir ailenin kızı olmasaydım da denizlerin çağrısına kulaklarımı tıkayamazdım

Denizcilik diğer sektörlere benzemez. Deniz insanı çağırır ve öyle bir an gelir ki kayıtsız kalamazsınız. Ben ilk olarak kendi tercihimle İstanbul Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldım. Bu benim kendime yaptığım bir yatırımdı. Çünkü felsefe bana mantıklı analiz yeteneğimi geliştirme ve her konuya farklı açılardan bakma becerisi kazandırdı. Felsefe eğitimimden sonra denizin çağrısını daha fazla duymaya başladım. Elbette er geç aile şirketinin de hissedarı olacağımı bildiğimden bir uluslararası eğitim almam gerektiği bilincine vardım. Benim için zor olacaktı ancak sektöre yabancı değildim. O zamanki adı City University Business School şu anki CASS Business School olan okula finans, denizcilik ve ticaret alanlarında başvurdum ve kabul edildim. Bundan önce “London City College”da sertifika programına kayıt oldum ve iki yıllık programı bir seneye sıkıştırarak denizcilik üzerine bir diploma kursunu bitirdim. Ardından master’a başladım. Zorlu master sürecini alnımın akıyla bitirdim. Bu, benim için denizciliğe ve iş hayatına inanılmaz bir zemin oluşturdu. Londra’dan sonra İstanbul’a döndüm ve ofiste tam zamanlı çalışmaya başladım. Daha sonra İngiltere Leicester’de De Montfort Üniversitesi’nde doktoraya başladım. Bu macera on sene sürdü, ben bu arada iki çocuk doğurdum. Böylece doktoramı 2014 yılında tamamladım. Kısacası ben denizi ve denizci olmayı seviyorum. Üç nesildir denizci olan bir ailenin kızı olmasaydım da tutkunu olduğum denizlerin çağrısına kulaklarımı tıkayamazdım.

 

RÖPORTAJ: ÇİLEM KOCAMIŞ

cilem@7deniz.net

7DENİZ

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
atasehir escort
istanbul trabzon evden eve nakliyat